13 Eylül 2014 Cumartesi

6.bölüm heybetli adam sarsılıyor







Hicri: 17 Şaban 1330 ( 1 Ağustos 1912)
Osman bey konağında, Abdülhamid ve ailesi İzmir'e gitme hazırlıkları yaparken, öte tarafta Osman ise İstanbul'a dönme hazırlıkları yapıyordu.

Trabzon 21 Rebiülevvel  1317 ( 5 mart 1899)
Dr. Ömer Efendi kütüphanesinin çalışma masasına oturmuş, elindeki mektubu okuyordu. Mektubu okumayı bitirince gözündeki gözlüğünü çıkartıp, gözlerini ovuşturdu. Gelen mektup yakın arkadaşı Doktor İbrahim'den idi. Kendisini, Sultan Abdülhamid Hanın inşaatını başlatmış olduğu Şişli Etfal çocuk hastanesine davet ediyordu. Eğer kabul ederse, tabip olarak görev yapmasını talep ediyordu. Ömer efendinin yüzünde hafif bir tebessüm oluştu. Arkadaşıyla kısa süre önce mektuplaşmışlar, ona yakında İstanbul'a geri döneceğini söylemişti. İbrahim hiç bir fırsatı kaçırmıyordu doğrusu. Döneceğini duyduğu an ona ilk defa açılan çocuk hastanesinde görev teklif etmişti. ''Kabul edeceğimi çok iyi biliyorsun, bir sene önce açılan Gülhane Askeri Tıp hastanesini yerine senin yanına gelmemi istedin değil mi dostum?'' diye içinden geçirdi Ömer efendi.  Durumu aile fertlerine bildirmek için kütüphanesinden çıktı.

Tüm aile, büyük salona toplanınca söze başladı. '' Evlatlarım, bildiğiniz üzere yakın zamanda İstanbul'a yerleşeceğiz. Kadim bir dostum olan İbrahim'den bir teklif aldım. Sultanımız Abdülhamid Han yeni bir hastane inşaatı başlatmış. Şişli Etfal çocuk hastanesi. Bendenizin de orada hizmet etmesi isteniyor. Teklifi kabul etmeyi düşünüyorum. Gülhane Askeri Tıp Hastanesi yerine, ilk defa açılacak olan çocuk hastanesinde hizmet etmeye karar verdim. Kızım Fatıma sen ve damadım dilediğiniz yerde görev yapabilirsiniz. Kararınız size kalmış. Mesele anlaşıldığına göre, kısa sürede taşınmamız gerekmektedir. Sizlerin daha önceden hazırlıklarınıza başlamış olduğunuzu umuyorum.'' diyerek konuşmasını tamamlar.

Osman'ın içini bir hüzün kaplar. Hocasının gittiği Edirne Selimiye Darulhadis medresesine gitmek istemektedir. Hocası bugün babasıyla konuşmuş, babası da kabul etmiş hatta 'biz de seninle geliriz' demiştir. Ailesinin yeni açılımlara olan ilgisini bilen Osman '' İnşaaALLAH İstanbul'a gitmem için ısrar etmezler. ALLAHım sen hakkımda hayırlısını ver. Senden en hayırlı ve faydalı ilmi istiyorum.'' diye geçirir. Selimiye medresesine giderse ailesinden ayrılacağını anlamıştır fakat yine de hocasının icazet aldığı medreseye gitmek istemektedir.

Ahmed, kayınbabası sözünü tamamlayınca: '' Efendim sizinle konuşmak istediğim bir mevzu var. Dilerseniz kütüphanede görüşelim.'' diyince beraber kütüphaneye giderler.

Ömer efendi: '' Buyur evladım. Seni dinliyorum'' dediğinde bir yandan da kütüphanede bulunan tekli koltuklardan birine oturmaktadır.
Babasının oturduğunu gören Ahmed de karşısına oturup söze başlar: '' Bugün Osman'ın hocası hafız Ali efendiyle görüştüm. Osman'ın Edirne Selimiye darulhadis medresesinde eğitim görmesinin daha hayırlı olacağı kanaatindeydi. Gerekçelerini haklı bulup, onunla hem fikir oldum. Osman'la da görüşüp onunla Edirne'ye geleceğimi söyledim. Askeri hastane yerine halka hizmet eden yerlerde hizmet vermeyi tercih ettiğimi bilirsiniz. Ancak yeni açılacak çocuk hastanesinde hizmet etmek gönlümü cezbetti. Yalnız Osman'a söz vermiş bulunmaktayım. Siz ne yapmamı ön görürsünüz? '' diye sıkıntıyla sözünü tamamladı.
Ömer efendi de Osman'ın Edirne'de okumak istediğinin farkındaydı. İki lafından biri Selimiye olmuştu çocuğun. Belli ki  gönlü oradaydı. Fakat yaşı hala çok küçüktü. Ne olursa olsun tek başına gidemezdi. Zaten hocası Ali efendinin özel icazeti olmasa, bu yaşta kabul edilmesi söz konusu bile olmazdı. Uzun uzun düşündükten sonra damadına dönüp:
'' Evaldım, kişi sözünün eri olmalıdır. Hizmet edecek yer çok, sen yeter ki hizmet etmek iste. Sultanımız II. Bayezid'ın 893 (1488) te yaptırmış olduğu Daruşşifa, Rus harbinden sonra tekrar onarım görmüş. Bir kaç sene evvel ruh hastaları için hizmete başlamış. Hem Osman gönül verdiği eğitimini alır, hem de sen gönlünce hizmet edersin. Fatıma zaten Osman'dan ayrı kalmaya dayanamaz. Osman biraz büyüyünce İstanbul'a dönersiniz.''
Babasının dediklerine hak veren Ahmed, hanımını haber vermek için Ömer efendinin yanından ayrılır.

Bir hafta içinde tüm hazırlıklar tamamlanmış, Ahmed, Fatıma ve Osman Edirne yollarına düşmüştür. Ömer efendi ve geri kalan ev ahalisi ise İstanbul'a gitmişlerdi.

Edirne'ye yerleşmelerinden bir sene sonra Fatıma ve Ahmed'in bir kız çocukları olmuştur. Yıllar sonra gelen bu değerli bebeğe Zeyneb (mücevher) adını koymuşlardır. Edirne'de yedi sene oturup, Osman on iki yaşına gelince artık Fatıma'ya haremlik-selamlık gerektiğinden bir de annesi rahatsızlanınca Fatıma İstanbul'a yerleşir. Ahmed efendi Osman'ı yalnız bırakmak istemediği ve hanımının da 'Osman'ın yanın da kal, ara da gelir gidersin yanımıza. Biraz daha büyüsün hala küçük'' demesiyle Edirne'de kalır.

Fatıma, İstanbul'da annesine bakarak ve küçük Zeyneb'in eğitimiyle ilgilenerek günlerini geçirmektedir. Ömer efendi tatil günlerinde dahi hastanede çalışmaya devam eder.

Sultan Abdülhamid hanın tahttan indirilmesiyle, Devlet-i A'li Osmaniyye'nin her köşesinde sıkıntılar baş gösterdiği gibi, bu olaylar hastaneye de yansımıştır. Ömer efendinin arkadaşı baştabip İbrahim efendi görevinden alınır. Bu durum Ömer efendiyi çok üzmüşse de elinden bir şey gelmez. İttihat ve terakki akıllarını kaybetmiş bir şekilde rus ruleti oynamaktadırlar. Yolsuzluk ve rüşvetler almış başını gidiyordur. Halkın arasında ahlaksızlıklar baş göstermiştir. Ne hazindir ki, heybetli çınar her yönden baltalanıyordur.

Yıllar yılları kovalar... Ve Balkan harpleri başlar...



http://belgelerlegercektarih.com/2012/09/21/osmanlidan-bize-hicbir-sey-miras-kalmadi-yalani-sisli-etfal-hastanesi-hamidiye-etfal-hastanesi/
Şişli etfal hastanesi hakkında ayrıntılı bilgi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder